uzaktaki sevgiliye notlar #5


tren istasyondan ayrılırken onu beklediğin günler gelir aklına, içtiğin sigaranın izmaritini ararsın nafile.. trenin sesi uğuldamaya başlar kulaklarında, takarsın kulaklığı dalarsın kendi dünyana... hani düşüp dirseğiniz kanadığında annenize götürürdünüz yaranızı, üflemesi için, öyle bir yaradır içinizdeki, tendirdiyotlu bir parça pamuk ararsınız etrafınızda... sınırları ihlal edilmiş gibi hissedersiniz kendinizi, ruhunuz esir alınmış, elleriniz bağlanmış. kollarınızı yukarı kaldırıp avazınız çıktığı kadar bağırmak istersiniz sevdiğinizi, geri gelmesini bekleyerek. yutarsınız o kocaman çığlığı, içinizde yankılanmasını dinlersiniz, sıcaklı uyuşturur bedeninizi, yığılıp kalırsınız koltuğa istemsiz... bir dize gelir aklına;
varsın yarı yolda uyuya kalsın
bize gönderilen bahar....

ezberlersin aşk şiirlerini istemsiz, ayrılık yüzüne vurur hırçın bir rüzgar gibi, nefesin kesilir. nefes ararsın boğulurken, sesin çıkmaz.. pencereden giren rüzgarda onun kokusunu arasın günler boyunca, umudun kaybolur, kendi içinde hapsolursun. yolları aşındırırsın yürüyerek, ayakların su toplar, yığılır kalırsın kaldırıma... gelen geçer bakar, geçen biri önüne para atar bir dilenci gibi, kafanı döndürüp bakmazsın. kelimelerin bir dehlizde hapsolmuştur artık, duvara yaslanırsın saçlar darmadağınık, ellerini bağlarsın önünde insanları yargılarsın içinden... kendine olan saygın kalmıştır bir tek, bir de hafızandan çıkmayan onun ,yüzü derinlerde bir yerlerde.. bir ney sesi duyarsın uzaklardan gelen, etrafına bakarsın bulamazsın, damarlarını doldurur o ses, haşhaşi gibi bulursun kendini kocaman bir evrenin küçücük bir noktasında....

upuzun bir sokakta tek başına yürürken bulursun kendini, sokak lambasının cılız ışığında camları kırık bir ev çarpar gözüne. oraya doğru yönelirsin istemsiz, gazete parçaları görürsün yerde, sararmış, buruşturulmuş. rüzgarla hareketlenen gazetelerin ışıltısı, bir baykuşun sesiyle birleşir, çığlıklar doldurur kulağını, kafanı ellerini arasına alırsın, uzaklaşması için sesin. çığlıklar artar, beynindeki damarlar çatlama noktasına gelir, sokağın ortasında avazının çıktığı kadar bağırırken bulursun kendini, bir lamba yanar yanındaki apartmanın 3. katında. bir çocuk çıkar, sana gülümser, aklına o gelir, dizlerinin üzerine çoker ağlamaya başlarsın, seninle birlikte çocukta ağlamaya başlar, göz damarların kurur ağlamaktan kalkarsın yerden gözlerin şiş bir halde, telefonu çıkarırsın cebinden, ezberden çevirirsin numarayı, arkadaşın çıkar telefona, ben ne yaptım dersin, bekle seni almaya geliyorum der. sokağın ortasına bağdaş kurup beklerken, onu aramaya yeltenirsin, vucudunu bir titreme kaplar, histeri geçirir gibi.. arkadaşın kaldırır seni yerden, bir enkaza bakıyormuş gibi sana bakar, bir de yukarıya bakar, sen yardım et diye...

Reply to this post

Yorum Gönder