başlıksız yazılar #1


ucu açık cümlelerle ve üç noktayla biten hayallerimin umutsuzluğuyla yazıyorum çoğu zaman. noktayı nereye koyacağımı bilemiyorum, bilmek de istemiyorum. sessizliğimde kendim için yazdığım yazıların başlıklarını önceden atıyorum ve altını dolduruyorum sonra. çünkü insanın hissettikleri tek cümleyle özetlenemez hiçbir zaman.

yazlnızlığımın alt başlıkları belli. hayat ve ruh, tek cümleyle özetlenecek kadar basit değil, bazı kavramlar sadece içerlerde yankı buluyor. ama deniyorum çoğu yine de. kavramı özetlediğim tek cümleye bakıyorum, eksiklikleri hissediyorum. eksikleri dolduruyorum akan mürekkebin kağıttaki hışırtısıyla. açıklayıcı olması gereken her cümle beraberinde daha fazla çözümsüzlük ve soru getiriyor çalışma masama. hepsini kendim gibi seviyorum o soruların.

bazıları yetim ve öksüz kalmaya mahkum, eksik ifade edilmeyi hak ettiklerinden değil, ifade edilemekleri için. ama gene de şanslılar. bir de ölü doğanlar var çünkü, doğuştan cevapsız, anlamı havada kalan, ya da açıklaması alamutun aşağısındaki nehirde olan. bunları duvarıma asıyorum, şimdiden koskoca duvarın yarısını kapladılar, hepsi de aynı yaşanmamışlıkla bana bakıyorlar. bu sorular ve kavramlar her bir ruhta ayrı birer etki bırakıyorlar aslında.

belki de bu yüzden kendi cümlelerimle onları esir etmek istemiyorum. bazı sorular anonim olmalı. bazı kavramlar sadece yaşanmalı kağıda dökülmeden.

Reply to this post

Yorum Gönder