iki yüzyıl sonrasına verilen randevu

eğer dakik bir insansanız bir yıl önce buluşma yerine gidersiniz, bekletmek istmezsiniz randevulaştığınız insanı.

beklerken, insanların davranışlarının haritasını çıkartırsınız, kendi olduğunuz yeri "x" ile işaretlersiniz, klasik olanı seversiniz çünkü. bacaklarınız üşümeye başladığında, bacak bacak üstüne atarsınız, ellerinizi önündüzde kavuşturursunuz. tek hareket organınız gözlerinizdir artık. gerçekleşmeyen düşleriniz aklınıza gelir, ıssız tarlanızda yitip giden düşünceleriniz yapraksız birer fidan gibi gelir gözünüzün önüne. herşeye rağmen gerçekleşek olan buluşmayı 199 sene beklemişsinizdir, kapılar yüzünüze kapatıldığınızdaki hislerin, vücudunuzda açtığı yaralar geçmeye başlamıştır artık.

camiden çıkan insanlar gözünüze çarpmaya başlar, insanların camiden çıkarkenki hallerini de haritaya yazarsınız, kendinizin olduğu yeri gene x le işaretlersiniz. bir sigara yakarsınız rüzgara karşı, duman burnunuza dolarken gözleriniz kızarır, bir anne ve bebeği size ilginç bakışlar atarlar, gülümsemekle yetinirsiniz. anneyi bebeği de haritaya eklersiniz. harita genişlemektedir artık..

yaşlı bir çift geçer tam önünüzden, saygıyla eğersiniz başınızı, bacaklarınızı normal hale getirisiniz:

- merhaba evladım.
- evet bey amca.
- meydana nasıl çıkabiliriz?
- şu yoldan devam edin..
- çok sağol evladım.
- siz de..

çift devam ederken yoluna, haritaya eklendiklerinizn farkında değildir. artık bekleyişin sonu da yaklaşmaktadır.

çantanızı açarsınız, bir kitap çıkarırsınız rastgele, gözünüze çarpan ilk kelime sectum olur. bahtsız bedevi olayını aklınıza getirmemeye çalışarak okumaya devam edersiniz, insanlar bulanıklaşır, içinde bulunduğunuz baloncuk sizi seslerden, insanlarda ve rüzgardan korurken, kitabın saman kağıdından gelen kokuyu da işlersiniz haritaya.

birden sessizliği yırtan bir korna sesi, sizin baloncuğunuzu patlatır, etraftaki tüm sesler kulağınıza hücum ederken, kaldığınız sayfanın köşesine bir x koyasınız, kafanızı kaldırdığınızda olayın faillerinden kimse yoktur. kitabı çantanıza yerleştirp kafanızı kaldırdığınızda bir ses duyarsınız:

- çok bekletmedim değil mi?
- ben de yeni gelmiştim zaten.

haritanızı çantanızın en nadide yerine koyup yüzünüze bir gülümseme yerleştirirsiniz.

Reply to this post

Yorum Gönder