katil kimliğine suikast

kimini atladığı hendeğin çukurunda bırakır
kiminde ise orada olduğunu bildiren izler
yerlerinden hayaller damlar hâlâ, yüzünü sildim fedainin.
izleri çocukluğuna uzanır, sol omzunda;
üzerine yatıp uykuya daldığı uyuşan ve karıncalanan.

iki zirve arasında rüzgarın çığlıkları var
mutlaka münzevi dervişlere özenti dağlardaki oyuklar.
hayret, batan kalyonlar varken insan yükseliyor
yakılan gemilerin getirisi kılınçların çınladığı meydanlarda
kurtulan şehirde sakin ve zararsız değişim.

ben sana geliyorum, katlim ismailî düğünü
önceki gün okulu kırmış öğrenci olarak geliyorum
ayaklarım toprakta düşüncelerim meşe ağacında süzülüyor
gözlerimi yere dikip insanlara çarpa çarpa, geliyorum
kalenin surlarını  görmezden, tırnak uçlarımı kanatarak
her seferde bir adım düşerek istikrarımı korudum
daha önceleri sustum ama bu sefer konuştum!

sen gemileri yakma, sırtını ovdum tuzuyla yağmurun.
inancın eksikse göğe çıkamazsın
kibrin seni yedi kat aşağıya gömer
durgun sularda da gemiler batar.

kaçamayacağımı bile bile koşmuyorum
yıkamayacağım surların önünde dikilmiyorum
öleceğimi bildiğim halde duruyorum fedainin bıçağının önünde
oysa o feda edemeyip canını, hayatta kaldığında
katil kimliğine suikast düzenler
dağların tepelerinde ne güzel bulutlar
aşınan taşlarda kazılı savaşlar vardır
yakından bakarsanız sisten göremezsiniz.



Reply to this post

Yorum Gönder