meskun mahalde suskun kalmak

pencere önünde solan çiçeğin verdiği huzurla oturuyordu, ne yapsa kurtarmamıştı çiçeği: toprak değişimi, yer değişimi, su verme sıklığını değiştirmesi dahi. cinayet mahalinde oturuyordu, etrafını tebeşirle çizmişti. otopsi yapılcaktı, sonuç belli olacaktı.

hayat sıkıcı filan değildi, mesela bu sivrisinek, geçen gün kendisini sokandı. kendisi iş üstünde yakalanamadığı için delil yetersizliğinden beraat etmişti. kolundaki izi delil saymamıştılar. zaten adaleti yoktu bu dünyanın. meskun mahalde suskun kalmak, adalete yardımcı olmaktı, iyi bir vatandaş olmaktı. belirli izlerle sağlamayan adalete güvenmekti. gözyaşı geçer akçe değildi, zor da olsa öğrenmişti. solan çiçek bile canlanmamıştı çünkü.

ayağının dibinde bir böcek vardı, türü cinsi belli değildi, ama evlerde görülen, annesinin ufak kürekle dışarı attığı cinsten. eğildi ve izlemeye başladı, acayip acayip hareketler yapıyordu, birini mi arıyordu nedir. sonra böcek çember çizmekten vazgeçip düz bir hat üzerinde kısır döngüye girdi. aklına annesinin yaptığı kısır geldi, karnından yükselen ambulans sesine kulak vermemeye çalışarak kahvesine uzandı, bir de sigara yaktı.

böcek hala düz bir hat üzerinde kısır döngüdeydi. uzandı ve kasetçaları açtı, sessizce etrafı kontrol ederek perdeleri kapattı. şağıdaki odaları kontrol etti, hiçkimseyi ürkütmemeliydi. pencereleri tek tek kapadı, evin arka bahçeye açılan kapısını da sürgüledikten sonra, kırmızısı az olan beyaz spor ayakkabısının altını sildi; sessiz ve sakindi. birazdan yapacağı şey için heyecanlıydı ama belli etmiyordu. ayakkabılar hazırdı, ön kapıya burada değilim diye bir not yapıştırdı, kapıyı arkadan kilitledi, anahtarı vestiyere bıraktı. üstündekileri siyah olanlarla değiştirdi, ayakkabılarının zıtlığı gayet güzeldi, cinayet silahı zaten parlardı. yavaşça merdivenlerden çıktı, böceğin olduğu odaya girdi. kasetçalara başka bir kaset koydu. klasik müzik gayet güzeldi, rahatlamak için. kontrbas artık iyiden iyiye hissedilirken eserde, böcek tahta zeminin tam ortasına geldi.

oturduğu sandalyeden kalktı, ayaklarını omuz genişliğinde açtı. böcek ona bakıyordu, ama açıkta olan koluna sivrisinek konmuştu, onunla uğraşacak vakti yoktu, daha öncemli işleri vardı. sineği kovaladı, bir iki vızıldamadan sonra, tanık sandalyesine oturmak için geçerli ve yeterli yere yerleşti. kontrbas iyice hissediliyordu ve yavaşça attı sol ayağını öne, destek ayağı tamamdı. sağ ayağı ağır çekimde kalktı, onlarca kas harekete geçmişti beynin azmettirmesiyle. yıllardır çocukları rahatsız eden bu böcek hayatının son anlarına yaklaşırken, gözlerini kurbanının üzerinden çekmedi, ve kaslar gevşeme hareketi yaparken, beyaz ayakkabının temiz tabanı, siyah böceğin kabuğunu ezdi. işte buydu, onlarca çocuğun intikamı alınmıştı.

cinayet mahalini temizledi, geride biz bırakmamıştı. kahvesini tazeledi ve camı açtı. sivrisinek, bir iki döndükten sonra lambanın etrafında camdan dışarı çıktı, gözden kayboldu. canına susamamıştı. yan flüt huzur vericiydi. arasıra aynada gördüğü sevememişti bir türlü, kısır olsa da yesek diye aklından geçirdi.

Reply to this post

Yorum Gönder