bir ipi eksik kukla


saat kaç diye sordu sokaktan biri, saat taşımazdı, bire yaklaşıyor olmalı dedi ve yüzüne dik dik bakarak yanından geçti adamın. ne yapacaktı saati, bu saatte buradan kalkan araba da olmazdı zaten. insanlar kuklalardı ve özgür olduklarnı sanıyorlardı. yaptıkları herşeyi birilerinin kontrollerinde yapıyorlardı, en özgür olanlarının bir tane ipi eksikti o kadar.

özgürlük o kadar birşey değildi belki de, zaten tüm iyi olan şeyleri devlet getrmiyor muydu. fazla özgürlük iyi olsa, onu da verirdi devlet. babannesi böyle demişti, nasıl bir inanmışlıktı bilmezdi. devlet kuklayı kontrol ederdi, ona güç vermezdi, duygusal bağı olmazdı halkıyla.

sevgilinn seni herşeyden çok sevceğine inanmak gibiydi bu, olmayacak birşeydi. eğer ilk seven sensen, kukla da sensin sevdada, o yüzden karşındakinin seni sevmesini -hem de herşeyden çok- bekleme. yanan ve kül olan sensin her zaman, gitmemesi için yalvaran, geceleri sigarsızlıktan kilometrelerce yürüyüp, kibritin kükürtlü kokusunda onu düşünen... ama bir kuklasın sen, seni sevmese bile seni kontrol eder, bir gülüşüne herşeyi yaparsın, mutlu rolünü bile oynarsın. ondan başkasına bakmadığın bir dünyaya kendini hapsedersin, kendi ellerinle.

yürümeye devam etti, benzin istasyonuna daha bir kilometreden fazla vardı..

terkedilmek kötüydü be, aç karna alınan aşklar da halsizlik yapıyordu zaten.

Reply to this post

Yorum Gönder