en fazla acı veren yara

kimine göre sevgi açlığıdır, kimine göre ilahi açlıktır, kimine göre bir uzvunu kullanamaktır. ama bunların hepsi yanılsamadır, en fazla acı veren yara küçük olan, kusursuzluğu bozandır: diş sızısı, traş olurken yüzü kesmek, ufak birşeyi hatırlayamamak gibi. kusursuzluğu aradığını açıkça belirtemediğinden insan, bunlar tabulardır, yıkılayamayan ve yıkılayamayacak olan. takıldığınız küçük detaylar bitirendir çoğu zaman ilişkileri, onları büyük bir sorun haline getirdikten sonra yapmanız da ikiyüzlülüğünüzdür, kimse mükemmeliyetçi olduğunu söyleyemez, söylemek istemez. o yüzden küçük sorunlar büyütülür.

detay her zaman önemlidir hayatta, ama ortalama insan bunu önemsemez, ortalamanın altı ve üstü olan insanlar bunu önemserler. yazılanın nasıl yazıldığı bu yüzden önemlidir, amaç ve verilmek istenen duygu önemli olsa da, özentisiz bir üslup bunu gölgeler her zaman. kusurluğu arayan insan az ve öz konuşan insandır, tam da bu nedenle yanlış anlaşılır/anlaşılacaktır. m,nimalist olan insan, yeni çağda dışlanmaktadır. ve az yazıp çok düşünen insan, çabuk tüketildiğinden kaybolmaktadır. güme gide onlarca yazar ve şair bunu doğrular niteliktedir.

en derin kelimeler en az harf barındıranlardır: aşk ve acı. o yüzden şiirler ve yazılar bunlar üzerine yazılır.

kalktım
yıkadım yüzümü serin suda
birkaç parça pamuk ve birkaç damla kolonya
kapattım kanayan yaralarımı
bazen en fazla acı veren
küçük gözkenlerdir...
havârîk duygular yitip giderken
devrik cümleler
doğru duygular benim
buz gibi ellerim
dua ederken titreyerek
şahidimdi esen rüzgar benim
kuzeyden esen
güneye giden...

Reply to this post

Yorum Gönder