katakofti

kanellahu lem yekun maahu şey, el'an kema kan!*

muhayyelattan bir alemden haber, saman kağıtlarına düşmüş, haberleri yeni ulaştı diyarıma. ki bu hikaye sekiz kısımdan müteşekkildir, farazi bir zaman diliminde, farazi kişilerin, farazi kurguları üzerine yazılmış, gaybdan haber vermeyen bir kitap. ama az biraz neler olacağını söylüyor. "işlenmeyen bir konu kalmamıştır, eyvallah." diyor yazar, ama kurgu noktasında nefesimizle yarış edebiliriz diye ekliyor.

- istediğimiz hikayeden başlayabiliyor muyuz gökdemir ihsan efendi?
- tabii ki.

Katakofti. Kapak: Ahmet Gürlen
kitap her bölümü okusanız ya da okumasanız bile size istediğiniz bakış açısından başlama şansı veriyor. tarzlar da değişiyor her bölümde. hatta bakış açıları farklı zamanlarda yazılmış muhtemelen. kitabında yazar, gidiş yolunu kendince düzenlemiş. saminen** demiş mesela girişte. görünce hemen son öyküye gittim.

ne yaptın sen filan demeyin. belki de yazara olan güvenimden, belki de başka şeylerden elimdeki kitabın tek sayfada çözümü veren veya bu iddiada olan bir kitap olmadığını biliyordum. istediğim yerden okumaya başlamak istiyorsam, bunu yaparım. biçimsel kaygıdan ve tek yönlü kurgulardan uzaklaşmamın sebeplerinden bir de budur. en son bakıştan başladım, daha doğrusu daldım diyelim.

gördüm ki aslında benim değiştirmek istediğim akış çizgisi değişmiyor, nereden başlarsan başla aynı yere ulaşıyorsun, sadece nüansları sonra görmek ile önceden görmek arasında tercih yapıyorsun.

bildiklerimizi ne kadar biliyoruz, faydalı bilgi nedir, varlık nedir? bunlara cevap arar insan. kitap diyor ki "ben bunları bilmiyorum, ama sen bunları arıyorsan gel yamacıma, sana bir kaç bakış açısı sunacağım." sen muhasebeni yap. dünyan karanlık bir zindan mı, uçsuz bucaksız bir ova mı, yoksa zaman bağımsız mekan bağımlı bir yer mi? düşün diyor. ikra!**** emrine uyarak başlıyoruz.

her kitabı kapadığınızda düşüncelerinizi yakalayabilirseniz, o kitapla alakalı tek bir cümle geçtiğini görürsünüz, daha sonraki okumalarınız sadece ayrıntıların tadına daha fazla varmak için olur genelde. bu kitabı kapadığımda aklımdan geçen şuydu:

"sonsuzluk bütünü değil de, bütünün parçalarını tanımlamak için kullanılır." ne kadar uğraşırsak uğraşalım, asıl bilgiden uzaklaşırız ayrıntılara takıldıkça. mutlaka bulmacalar vardır, ama bulmaca addettiklerinizin çözümü, kısaltmasından bulduğunuz bir elementinin adının, size çağrıştırdıkları kadar faydalıdır belki de. bilemeyiz.


son olarak galip'ten ve yunustan yapılan alıntılar, harf illüstrasyonları gayet güzel. hacminden daha fazla şeyler vaadediyor. tasavvufi göndermeler de bir o kadar güzel, başka bir bakışa geçileceğinde toparlamak için verilen beyitler ise ayrı leziz. ki aslında ecnebilerin dediği noovell tarzında bir eserdir bu kitap.


son olarak ben de muhiddin'den*** bir alıntı yapayım madem:


"bil ki sevgi makamı çok şerefli bir makamdır 
gene bil ki, sevgi varoluşun aslıdır…"

*      : Allah vardı ve ondan başka bir varlık yoktu. hala ondan başka varlık yok.
**    : sekizinci olarak.
***  : muhyiddin ibn arabi.
****: Oku! (Kur'an-ı Kerim 96/1)

Reply to this post

Yorum Gönder