An Çeşitlemeleri

birbiri ile hasbelkader tanışmış iki insansınızdır, sokakta karşılaştığınızda selam vermeye yeltenirsiniz, sonra vazgeçersiniz. ıskalanan anlar vardır.

bir ortak nokta vasıtası ile karşı cinsten biriyle aynı anda gülümsersiniz, daha sonrasında ise ne yapacağınızı bilemezsiniz. öylece durduğunuz anlar vardır.

kavga ettiğiniz aile fertlerinden biriyle aynı ortamda bulunursunuz mecburen, yapılan espriye ikinizin de güldüğünü farkedip, yüzyüze gelirsiniz, bir kaç saniye daha gülümsersiniz.  başınızın önüne düştüğü anlar vardır.

çok emin olmadığınız bilgiyi söylediğinizde ortamdaki biri sizi desteklerse, yüzüne bakıp gülümsersiniz. iki kişinin de aynı görüşü paylaştığı anlar vardır.

yalnız olduğunuzu düşünüp, sinirlendiğiniz, üstünüze rastgale (muhtemelen bir kaç günlük) elbiseleri geçirip dışarı çıktığınız zamanlarda, aklınıza düşer herhangi bir hatıra. havayı kokladığınız anlar vardır.

okuyup bitirdiğiniz kitabı kapattığınızda, eğer çok beğendiyseniz, bir daha aynı heyecanı ya da aynı seviyede mutluluğu yaşayamayacağınızı anlarsınız. olsun dediğiniz anlar vardır.

şüphesiz, ölüm aklınıza geldiğinde, dalıp gidersiniz, sonra birisi bizi dürtüp dünyaya döndüğümüzde "hiçbir şey yok, sadece öyle dalmışım, yorgunum." dersiniz. bedenen orada olmadığınız anlar vardır.

yazıp, iki defa okuyup kontrol ettiğiniz, sağını solunu düzelttiğiniz yazıyı yayınlarsınız. okunduğunuzu anladığınız anlar vardır.

zaman'ı sonsuz yapan anlardır, sürekli aynı şekilde terennüm eden. notalar aynıdır değişmez ama, onları farklı şekillerde yanyana getirip farklı şarkılar yaparsınız, hayatta buna benzer bir sürü anla çepeçevre sarılmıştır. kulağınızı açtığınızda duyacağınız şarkı, her gün farklıdır.

*foto: JacquelinePHOTO

7 comments

mehmetcakmak | 5 Haziran 2011 22:39

çok güzel yazmışsın,çok tebrik & takdir ettim.. mehmet çakmak

mistrafantastic | 5 Haziran 2011 22:46

Eyvallah çok teşekkür ederim.

Adsız | 5 Haziran 2011 23:39

Günlerin demini alamadığı zamanlar vardır.
Güneş doğar gece karanlık perdesini çekmeyi unutur şehrin üstünden.
Günaydınlar , bir başka güne ertelenir.
İnsanların neşeli sesleri akşama kadar dolduramazlar caddeleri.
Böyle günler uygun değildir aslında başlamaya.
Ama başlarız.

Günlerin neredeyse hiç yürümediği zamanlar vardır
Bir ağustos sıcağının her yeri kaplayıp kurutması gibi durur hayatın akıntısı.
Sadece , bir ağustos böceğinin sesini işitiriz , uzaktan , belli belirsiz.
Devranın döndüğünü unutmamak için , derin nefesler alırız.
Böyle günler , uygun değildir aslında sürdürmeye
Ama sürdürürüz.

Günlerin ağırlıkları kaldıramadığı zamanlar vardır.
Sözler dibe vurur ; hiçbir maviliğin kaldıramayacağı bir ağırlığa ulaşır.
Sessizlik , seslerin ötesinde bir hayalet gemi olur.
Gider , en gidilmez limanlara demirler.
Böyle günler , uygun değildir aslında konuşmaya.
Ama konuşuruz.

Günlerin surat asmaktan hoşlandığı zamanlar vardır
Hüzün düşer yüzümüzden ; parçalanır , bin parça sıkıntıya sığınır parçaları.
İçimizdeki her şey , kendini tene vurmanın bir yolunu arar.
Acıyı tırnaklarımızda bile hissederiz.
Böyle günler , uygun değildir aslında gülümsemeye.
Ama gülümseriz.

günlerin pembe kıvılcımlar çıkarttığı zamanlar vardır.
İçimizde startını vermediğimiz baharla yeşerdiğini görür , şaşırırız.
Kalbin doğruları , aklın yanlışlarına galebe çalar.
Bu heyecan , bu akıl almaz körlük , bir koşuya sürükler bedenimizi.
Bağrımıza saplanan gerçeklerle uyanırız.
Böyle günler , uygun değildir aslında sevmeye.
Ama severiz.

Günlerin ince sarsıntılar uydurduğu zamanlar vardır.
Neden olduğunu bilmediğimiz kırgınlıklarla açarız gözlerimizi dünyaya.
Bütün titreşimler bir yerimizi acıtır mutlaka.
Bütün , izler bilmediğimiz bir ateş tutuşturur bir köşemizde.
Çaresiz teslim oluruz.
Böyle günler , uygun değildir aslında kırılmaya.
Ama kırılırız.

Günlerin diğer günlere benzemediği zamanlar vardır.
Elimize aldığımız her şey pörsüyüp söner.
Biriktirdiğimizi sandığımız geçmiş , ufalanıp gider avuçlarımızda.
' sonra ' da kaybeder anlamını ' önce ' nin ardından.
Bir mum ışığımdan yansıyan gölgeye dönüşürüz.
Böyle günler , uygun değildir aslında yaşamaya.
Ama yaşarız.

Günlerin sona ermediği zamanlar vardır.
Kelebeğin ateşe yakalandığı gibi yakalanırız.
Hiçbir şey anlamadan...
Akreple yelkovanın bu nedensiz duruşundan hiçbir anlam çıkaramadan...
İpi yeniden bağlayamadan ve çözemeden....
Böyle günler , uygun değildir aslında ölmeye.
Ama ölürüz. ''

hatırlattığı şey buydu bana, her ikisi de çok güzel. ellerinize sağlık.

Adsız | 6 Haziran 2011 02:28

yüreklerinize sağlık diyeyim ben de

mistrafantastic | 6 Haziran 2011 16:25

güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. çok candan şeyler söylemişsiniz. eyvallah.

Gökyüzüne Bakarken | 16 Ocak 2012 03:19

son siir kime ait bilginiz var mi?

mistrafantastic | 21 Ocak 2012 00:43

bu sayfaki şiirse bir bilgim yok.

Yorum Gönder