anlaşılamamış insana açık mektup

hayatın kendine soru sormakla geçiyor sevgili anlaşılamayan insan.

ne kadar anlaşılmak istediğini  kestiremiyorsun bir türlü. ondandır ikilemlerinin içinde savrulup gidiyorsun. kendini açık etmeken korktuğunu sandığımdan yazıyorum bu ilk bölümü. hayat akıyor, daha doğrusu hayat yaşanıyor ve zaman akıyor. insanlar yaşamayı ve zamanı bir kenara bırakıyorlar, hayat ve akış ulanıyor. sen neyleri uluyorsun, neleri kesiyorsun  devam etmek için?

şurada ve ya burada, farketmez, insanlarınçoğu senin olduğunun bile farkında değil, farkında olsa bile ne kadar anlaşıldığın onların umuru değil, onların ne kadar anlaşılamadığı da senin umrunda değil. düzen böyle. ama kendini açık etmekten ve zayıf görmekten korktuğun için anlatamıyorsun çoğu meseleni. içten içe kendini kemiren bir şekilde anlaşılmamak istiyorsun. çünkü anlaşılsan, hayır abi öyle değil diyemeyeceksin, susup kabullenme konusunda sorunların var belli ki.

karşındakilerin hepsi, tamamı, kendini olduğu gibi anlatmaz, yalan söyler demiyorum. sadece belli çerçevede konuşur, belli yerlere temas etmez, karanlıkta kalmasını istediği yerler vardır. oysa sen insanlara samimi olduğu göstermek için her şeyini açık ediyorsun. her yere yetişemediğin için anlaşılamadığını iddia ederek, suçu dile, gramere atıyorsun. yazmak için, savaşmak için nedenler oluşturuyorsun. üzerine gitmeyeceğin düşmanlar yaratıyor, içine girmeyeceğin siperler kazıyorsun. bu enerjinin seni ayakta tutacağını umuyorsun, hiç bir şey yapmadan, sadece okuyarak ve ya yatarak günlerini geçirmeyi yediremiyorsun kendine. giden bir kadının yaralamasını, anneni özlemeni dışa vurmak istemiyorsun. sonuçta birincisi sadece bir kadın, ikincisi ise seni süt çocuğu olmakla yaftalayacaklar için bir fırsat.

insan anlatamadığı ve ya anlatmadığı için anlaşılamaz der dedem bana.eğer sen olabilecek en açık şekildekendini anlatıyorsun ve buna rağmen bu durumdaysan, durma git, kendin bile o ortamdan daha iyisindir. anlıyorum. bir de kendine bak: etrafındakilere kötü gözükemiyorsun, anlaşılamadığın için onlarlasın, anlaşıldıklarından ise uzaklaştın, değişimden korktuğun, onlara bir şey veremeyeceğinden ürktün. birden çekip gider böyle durumlarda insan, çözüldüğünde.

3 comments

Adsız | 8 Mayıs 2011 23:50

blog yazıların çok sıkıcı, çok klişe. twitter daha iyi.

Adsız | 9 Mayıs 2011 16:21

Ben öyle düşünmüyorum; çözümlemeler güzel. Çıkarılan sonuçlar tatmin edici.
Autopsy: Kendine bakmak, kendini incelemek. Hakkını veriyor.

Adsız | 12 Mayıs 2011 00:21

it rocks man :) (100numara)

Yorum Gönder