Dırdırella - Chapter 1- The Last Nightbender

her gece zincirinden boşanıyor saat. savruluyor yele teslim yelkovan. kendini sokuyor akrep. havlıyor guguk kuşu, makamsız ve aglayarak. ordular yükseliyor toz koparan, üstüme yürüyor atlı yayan. kargı, kılıç, mızrak. el kol ve bacak... 

aniden geri çekiliyor savaş arabaları. duyulmaz oluyor tekerlek gıcırtıları. susuyor kulağımdaki ıslık. hangi vadide yankılanıyor şimdi beynimi yırtan çığlık? 
 
her gece savaş sabaha dek. her seher sükut geceye dek. sanma var bunda bir ahenk. sadece med cezir inadı, dolan boşalana denk. 

dırdırella ansızın boşlukta yankılanan hilti te 905 beton kırıcı.   


geceler zelzele vurur odalara. sallanır hint fakirinden hediye çivili yatak. yürür dört duvar üstüne üstüne sıkıştırır adamı. irade gerek dayanmaya irade. külli,cüz'i ve kader ne ki? fısıltı fısıltı çatlaklardan dalar beynimi kemiren kurt. şüphe yorganın altında...bir dua dolanıyor dilime. kendim için kendimden Allah'a sığınıyorum...  konuştukça konuşan yorganımın altındaki cin dırdırella susuyor ve korkunç bir kahkahayla boynuma sarılıyor.

kırık hatları gibi çete çete bölünmüş şehir, kavga kavga bilenmiş şehir. abanıyor birbiri üstüne, recmediliyor sokaklar. kahpelerin meskeni olmuş köşe başları. fuhuş ne ki? katliam pusuda arkadan gizli saklı... ülkem kanıyor. mertliği toroslarda unutmuş eşkiya. ve zelzele; yiğitlik dağların ardında. dırdırella'nın elinde bir sihirli değnek. gençliğimi yalayan dehşet. 

minik ayakları ne de büyür kaçınca insanın ve çiğneyince çiçekleri. her sevmeklik yolcuğunun nihayetinde öc alır gibi bakışlar dolar gözlere. büyük sarsıntı. gönüller yerle yeksan, kıyamet ne ki? kökleri koparılmış sevdanın sürgün vermez artık...güller kanıyor güller. zelzele, aşk toprağın altında. ve kız çocuğuna neden diri diri gömüldün diye sorulanda vebali boynuna alacak olan var mı?

vesvese, şehir, kan ve sevda birer polis gibi sorguluyor bizi her karanlıkta. akıyor akıl sağdan sola. gevelemeye başlıyorsun artık. konuştukça kendinle bir anda üstüne çörekleniyor yıkılmaz bir hasret kulesinin etrafında nemrutlar ve nemruda rahmet okutanlar. bir yardım ümidiyle birilerine yapışanları hüsran bekliyor. ak saçlı bilgelerin saçlarının altında bir çirkeflik kuyusu. çoğu ruhlarını boğdurmuş. taş yerine nifak tohumları atıyor yeni çağ ebabil mesleğine soyunanlar. öte yandan kahramanlardan medet umuyor kabirlerin önünde saygılarını sunan ölüseviciler. biz kime gidelim cancağızım? dırdırella hayaletim dirilmeye çalışma. gök yarıldı ve yıldızlar döküldü. 

ey dalgakıran kıran kırana kavgalardan çıkıyorum her gece. ne yenik ekin tanesi ne başı dik bugday olarak. 
ah be dırdırella sen su katılmamış bir okyanustun. girdaplarında koca bir hayatı boğdun.


Mehmet Mülteci

1 comment

Adsız | 5 Ağustos 2010 20:14

çok güzel başlamış. ve güzel bitmiş. sert olmuş. tokatlar gibi anlatmışsın. ama çok sevdim.
şunu da söylemek istiyorum. en samimi yorumu okurlar yapar. yazarlar değil. samimiyim yani.

ve işte ben hipparkhia. :)

Yorum Gönder