ömrümün herhangi bir deminde..

üniversite sınavından sonra tek tercih yapıp yerleştim bilgisayar mühendisliğine. tabii o zamanlar hayalim, işin geri planını bilmediğimden olsa gerek, harika programlar yazmak, ünlü olmak, kendi şirketimi kurmak filandı.

neyse, okul başladı. yavaş yavaş alan dersleri, c, c++ filan derken gui yerine terminalde çalışmak koymaya başladı. kara ekranlar, hatalar, küfürler, yetişmeyen projeler ve nescafenin sponsorluğunda geçen günler. sonra programlama hocamın etkisiyle linux'a geçişim var. açık kaynak lan, kodlar hep açık lafları kafamda dolanıyordu. ama baktık ki, kodlar açık ama bir nane anlamıyorsun. sadece felsefe açık kaynak, geliştirmek için büyümek gerek, süt içmek gerek. ona da eyvallah dedim bir süre sonra.

baktım benim yazdığım programların gui'si yok, hala terminal. sözde 3 senedir programlama yapıyoruz. pdfler, forumlar filan derken onda da bir yere geldim. ama köşe başları kapılmış hep, ne geliştiriyim desen o geliştirilmiş. bari şu açık kaynak projeye yardımcı olayım desen, bir süre sonra motivasyon filan kalmıyor. adamların yüzlerini görmüyorsun, yabancılar, ingilizce bilmem ne. madem türkleri bulalım bu alanda çalışan desen, doğru dürüst bir grup yok, pardus desen kendi halinde bir grup tarafından geliştiriliyor.

hasıl-ı kelam umduklarımla bulduklarım arasında uçurum beni iyice içine çekmeye başladı bir süre sonra. en sonunda salladım her bir şeyi, formatladım bilgisayarı. efendi gibi ubuntumu kurdum, elimin altındaki tüm yazılım geliştirme ortamlarını da beraberinde. yavaş yavaş, her yazdığım programı -basit de olsa- arşivledim. pdf tutoriallere devam ettim, anlamadığım yerde sövdüm, ingilizceyse sözlük karıştırmaya başladım.

sonra kendimdeki problemi anladım. böyle ışık filan görmedim sakin ol. her şey bir anda olmuyordu. yarım yamalak takip edeyimcilikle, birden olsunculukla bu tür işlerde bir yere varılmıyor. ha bunu öğrendim de hayat daha mı güzel oldu? hayır amk. gene aynı durum, ama bu sefer boşa kürek çekmiyorsun. arada bir ufak mutluluklar yaşıyorsun filan.

hala (bu arada a'lar şapkalı konyadaki halamdan bahsetmiyorum) yazılım şirketi kurma hayalim var, takdir edilen bir insan olma hayalim var. bunlardan vazgeçmedim. sadece hayallerimi biraz öteledim. ne kadar ekmek o kadar köfte çünkü. sağlam bir fikrin olsa dahi bu işte, onu hayata geçirmek için iyi bir donanımın olması gerekiyor, kendini geliştirmen gerekiyor.

demem o ki, bu mesleği seçecek olanlar burayı okuyorlar mı bilmiyorum ama, adının önüne gelen bilgisayar mühendisi ibaresi kendini geliştirmediğin sürece bir nane ifade etmiyor. anca köşedeki bilgisayar dükkanında çalışan mithat abi oluyorsun. parmaklar kireçlenmeden, on parmak öğrenmeden, okumadan, araştırmadan, kırmızı gözlerle bilgisayar ekranına bakmadan bu iş öğrenilmiyor.

büyüklerimin gözlerinden, küçüklerimin ellerinden öperim.

Reply to this post

Yorum Gönder