bilinç altıma kaçırdım örtmenim

kıpırdama yazıyorum:

hoşlandığım kız bana güzel bir yazı gönderdi. sevgisini değil kıymetini verdi, annemin uçan terliğini, babamın cam kül tablasını, arkadaşımın uzun iç çekişlerini, yıllar önce kaybettiğim kitabımı, sahip olmaya cesaret edemediklerimi, hep uzak olduğum o kıyıları okudum ben. okuduğum diğer yazılara benziyordu dışarıdan, okudukça arttı cümleler, uzadıkça uzadı ve ben sıkılınca bitti. ben hep uzar gider sanıyordum oysa, önsözler güzeldir çünkü, ama kitaplar yazılıyormuş böyle hikayelerle, geceleri ben ayaktayken yazarlar anlatım bozuklarını düzeltmeye çalışıyorlarmış, ama bitmiyormuş kitaplar, sabaha karşı lambalar kapanıyormuş. tam o anda biz sıkıntıdan patlıyormuşuz, o uzun paltolu aktörler, örümcek adamlar, huysuz polisler, uzun bakışmaların olduğu sahiller, denizde yolunu kaybeden palyaço balıkları hep, hep bundan aslında. her şeyi geçtim annem psikoloji için o ne be diyor, kabusların kıçının açık kalmasındadır, dua oku diyor, besmele çeksem olur mu diyorum, olmaz diyor, kapıyı kapatıyor annem. ama ben uyuyana kadar kapının dibinde bekliyor bazen de orada uyuyakalıyor biliyorum. işte böyle böyle, saklambaç oynarken bilinçaltımızı kaybediyoruz, okudukça hatırladığımızı zannediyoruz, eskileri geriye iterek. babam dedi ki, herkes bilinç altını kaybeder. siz de dua etmek yerine besmele çekebilirsiniz kabus gördüğünüzde, annem bir şey demez.

ne de olsa hoşlandığım kız da uzakta, annem de uzakta, siz de.

görmek istemediğin kabusları yaşıyorum gündüzleri. saat kulelerinden geliyorum zamanın hızlıca aktığı. sağ elimle yazıp sol elimle seni tutmaya çalışıyorum. sol elimi kessen bir sene daha yaşarım belki. ama bir kaplumbağa yüz sene yaşar aynı kabukta, biz her sene biraz daha eskitiyoruz, kelebekler ise bir günde tamamlıyorlar. ah en önemli yerinde çekip gitmesen şu konuşmanın...

bu gün neler öğrendik: herkes bilinç altını kaybedebilir, önemli olan doğruları söyledikçe burnumuzun kısalması.

Reply to this post

Yorum Gönder