fırsat buldukça insanların arasına karışmak


kalabalıktan nefret ediyorum. hatta korkuyorum.

belki de bu yüzden walkmanimi taşırdım yanımda eskiden, şimdi telefonu taşıyorum, şarkı dinlemezsem bile, kalp atışını kaydettim, tekrar tekrar dinlerim onu. insanların gürültüsünü kafam kaldırmıyor artık. mütemadiyen şapka takarım, başparmağımda yüzük olur, ve en ufak güneşi fırsat bilip numaralı güneş gözlüğümü takarım. siyah-beyaz bir hayat ve insanlardan kendimi soyutlamak için. kalabalığı görünce sanki beni içlerine çekecekler diye hissediyorum.

ama olmuyor artık. yaşım gittikçe artıyor ben istemediğim halde, kendime söylediğim yalanlar ve güneşi sıvadığım balçıklar dökülüyor tek tek üzerime. cesaretimi topladım bugün, şişedeki mektuplarımı çıkardım. tek tek okudum. rafa kaldırdığım ayakkabı kutusunun içindeki eskilerime baktım. belki de hep orada kaldığım için hayattan zevk alamıyorum, hep benim şeridimde yol çalışması var gibi geliyor nedense.

şimdi çıkacağım dışarı, hava soğuk ama güneşli, tam benim gibi, gülümsemesi eksik olmayan çirkin bir surat.

1 comment

Adsız | 2 Mayıs 2011 06:34

Bu yazıyı çok sevdim.

Yorum Gönder