doğaçlama iç döküntüsü #1 [*]



 cümlelerin altını çizerek kitap okuma hasletine dair:

kitabın ne için okunduğuyla, kitabın sizin için statüsüne, özel ayrıcalıkları olan kitaplara göre değişir alt çizme durumu. çoğu kişide fabrika ayarı ön çıkışlı olarak kitabın sağını solunu çizerek okuma özelliği gelir. bazıları bunu sonradan geliştirir.

altı çizilen satırlar kitabın önemli olup olmamasıyla alakalı değildir. özellikle fiziksel durumu korunmak istenen kitaplar ne kadar önemli olursa olsun altı çizilmeden okunur. arkadaştan alınan kitaplar da yine bu statüye girerler.

kimi kişiler ise paranoyak davranır, kitaptaki bazı cümlelerin altını kendi kişiliğini ele verir diye çizmezler. öte yandan o cümleyi kaybetmemek için sayfanın altına ya da üstüne rastgale gibi gözüken çizikler atarlar. bu tür bir araştırmaya konu oldukları için parannoyak olmaları normal aslında. insan, saklanmaya ve kendine özel alanını geniş tutmaya meyillidir. tersi mümkün değildir.

 alınmamış tüm haklı intikamlara dair: [**]

insan karşısındakinden o bir şeyleri söylemeden anlamasını bekler. önemli işi varsa sorumlulukları bir süre ertelemek, rahatsız edilemmek, yalnız hissettiğinde bunu hemen anlayıp dışarı çıkılmasını teklif etmek, sürekli desteklenmek, sabahın köründe işi düştüğünde terslenmemek ve onun için yaptıklarının bir şekilde etkisinin olması: minnet değil de, aradaki dostluğun güçlenmesi gibi, belli belirsiz.

sözlü olmayan varlığı su götürmez bir gerçeklikle bezenmiş akitlere bağlılık. işte bu akitler hayatın akışını ve insanın kişiliğini belirler. ne kadar çok akide bağlıysan o kadar düzenli ve stresli olursun, akitleri ne kadar göz ardı eder ve normal dışına çıkarsan rahat hissedersin, düşman kazanırsın. insan etrafında kendisinden güçlü kişi olsun istemez. ona bağlı olduğunu ama onun kendisine bağlı olmadığını hissetmek insanın makamını simgeler. makamının düşük olduğu yerlerde bulunan insanlar, yere bakar, parke sayar, desen okur.

makam olarak sizden altta bulunanlarla bulunma ve makam olarak sizden üstte bulunanlarla bulunduğunuz her iki durumda da insanın insan olmasından ileri gelen farklılıklar vardır.akitlerin yerine gelmemesi durumunda kin veya nefret yerine hayal kırıklığı oluşur. yeterince hayal kırıklığına uğramış bir insan her şeyi yapabilir.

bir süre sonra insan hayal kırıklarına takılmak yerine kendisi daha daha çok hayali parçalayarak makamını artırır, kendi hayallerini değiştirerek. tüm bunlar olurken insan her hayali için savaşmaz ama her hayali için bir intikam besler.

hiçkimse normal değildir ve herkes normaldir.

Allah'ım sonunda yürüyebiliyorum!

not: bu yazı yazılırken hiç bir hayvana zarar verilmemiştir.

*   : başlık için n.narda'ya teşekkür ve saygılarımı iletiyorum.
** : Selman Bayer.

1 comment

N.Narda | 1 Nisan 2012 11:09

yorum yapayım diye geldim her zamanki gevezeliğimle de, yazının sonundaki teşekkürü görünce şaşırdım,ben teşekkür ederim de nasıl ....ha, bir yorumum vardı galiba böyle biten...

İnsanlarla sıkı ilişki kurduğum zamanları hatırlattı yazın :)Daha çok var söyleyeceklerim ama bu aralar israf-ı kelam etmemeyi öğrenmeye çalışıyorum.

Yorum Gönder