doğaçlama iç döküntüsü #2

 

"bir başarı hikayesi olarak ben" dediğime dair;

varsın egoist desinler demiyorum. demeyin. ben buralara gelinceye kadar neler çektim siz biliyor musnuz? benim yaşadıklarımı kim yaşadı?

siz ışığı ilk gördüğünüde kıçınıza şaplak yiyerek atıldınız bu dünyaya, ben ise bir tüpün içinde nefes almaya çalıştım, sizin çıplak ayaklarla koştuğunuz sokaklarda ben tabanlarım sızlayarak yürüdüm, sizin mahalle maçlarında kafa attığınız toplara ancak gözlüğümün arkasından baktım, akşam ezanından sonra fink atarken siz, ben evde kıçımı eskitmekle meşguldum.siz her elini tuttuğunuz, gözlerine hasbelkader denk geldiniz kıza aşık olup, sabahlara kadar uyuyamazken ben bir diş ameliyatı korkusuyla, diş perisini dahi rüyalarımdan kovuyordum.

gözlüklerimin arkasından baktığım dünyaya dair;

herkes çok konuşuyor, çok seviyor, çok özlüyor, çok yaşıyor, çok ölüyor, çok çalışıyor, çok isyan ediyor, çok boyun eğiyor, çok aşık oluyor, çok geziyor.

gözlüklerim kirli olduğunda daha çekilebilir oluyor dünya. en azından göremediğim iğrençlikleri önceden gördüğüm güzel şeylerle değiştiriyorum. bir dilenciyi bir bebekle, bir saati bir kitapla değiştiriyorum ve hızla uzaklaşıyorum oradan. herkes kirli gözkyüzünün arkadasında göremediği yıldızlar olduğuna inanır ve güzel düşüncelerin çoğu bize çocukluğumuzdan kalmadır.

zaten gözlüklerin önünden bakılmaz. acısından önünü görebilen kimse yok, körlemesine dünya.

1 comment

N.Narda | 2 Nisan 2012 19:55

Çok olan göstermeliktir.Kemmiyet-keyfiyet meselesine girer...
körlemesine dünya.

Yorum Gönder