fırt emin



yurttaydık. devlet imkan vermişti. sekiz kişiydik, herkes herkesin donuna kadar ne varsa bilirdi. evcilerden farklı olarak akşamları yemekten sonra üzerimize bir hüzün çökerdi. alışkın değiliz tabii, ilk senemiz, evdeki sıcak akşam yemeği ile, yüz kişiyle beraber yenen akşam yemeği bir olmuyor. sonra gelirdik odamıza, üst baş değişirdik, doğru kantine çay içerdik. sonra belletmenin bir boşluğunu yakalayıp, dışarı çıkardık. sigara içmezdim o zamanlar, ama sigara içmeye çıkanlarla çıkardım nedense.

etüt metüt derken saat olurdu on buçuk, bir daha çıkardık "dolaşmaya". geri döndüğümüzde ortaklaşa aldığımız hoparlörde beğendiğimiz şarkıları dinler, geyiğin, hüznün -artık o zamanlar ne kadar hüzünlenebiliyorsak- dibine vururduk. ben de diskman vardı, bir kaç arkadaşda da walkman filan.

teyzem bana bir kaç sanatçı önermişti, ben de ondan karışık cd yaptırmıştım. hafta içinde dinleme fırsatımız olmadı. cuma akşamları evleri yakın olanlar izin alıp gidelerdi. uzak olanlarda çarşıya çıkıp kürkçü dükkanına dönerlerdi. neyden snra bir cuma akşamı, ben açtım diskmani, hoparlörün fişi dolabın arkasındaki prize güç bela taktım. yaşar kurt deyince, dursun dedim bakalım ne varmış bunun içinde. dört beş kişiyiz içeride, kantinci defolup gitmiş, odadaki su ısıtısıyla su kaynatıp, çay sallamışız.

ses derinden gelir gibi olunca herkes durmuştu hatırlıyorum. alışık değildik böyle müziklere, her özledim dediğinde biraz daha inmişti başlarımız aşağıya. ve o gençlik günlerimizde biz çok etkilenmiştik, buz kesmişti ortam, özlemiştik lan. koskoca adamdık halbuki, yurtta okuyorduk, paramızı kendimiz harcıyorduk, hocalarımıza karşı çıkıyorduk.

ne zaman ağır bir şey yaşasak, biri okuldaki herhangi bir kızı anlatacak olsa, derdi olsa salladık çayımızı açtık bu şarkıyı, dinledik. hep aynı hüzün üzerimizde, yat yoklamasıyla hoparlörü kapatıp "onsuz yaşamaya alıştırdık kendimizi".

1 comment

N.Narda | 4 Şubat 2012 18:51

Şarkılar,okullar değişse de o başka bir şehirde okunan yılların tortusu hep aynı be:))

Yorum Gönder