gökyüzü defni


herkes hayatını farklı şekillerde kazanır. çok zamandır yapıyorum ama hâlâ arka arkaya sigara içmeden olmuyor. belki de bu yüzden bırakamıyorum sigarayı. çokları stresten içer bunu, bense daha kolay bir yol bilmediğim için.

- baban öldü.
- ne diyorsun lan sen!

hayır, tüm samimiyetimle. ben fazla bir şey hissetmiyorum. sefalet, nefret ya da sıkıntı değil. zaten dünyada mutsuz olmak için ne var? ben sık sık bu konuyu merak etmem ama şimdi ve sonra hakkındaki hayallerim sürekli bozulur. neden, neden üzgün olmalı? 'amnezi' denilen bir şey varmış. ben önemli bir şey hatırlamıyorum ya siz? tam olarak ne oldu bana? ben kaybettim ne oldu? sonunda. hiç önemli değil varsayalım. bilerek ya da bilmeden.
üzgünüm, şimdiye dediklerim çok mantıksız. ben sık sık, hatta çoğu zaman düşünmek için kendimi çok yorgun hissediyorum. belki sadece yorgun değilim. çoğu 'insan duyguları' bende aşınmış. bu gibi olmak istemiyorum. gülümsemek istiyorum, ben her şeyden önce geri dönmemek üzre gitmek istiyorum. geçmişte yaptığım gibi. 


- trafik kazası. bağlarbaşı civarında.
- senin ağzını yüzünü...

henüz gitmiyorum. karşımdaki tam olarak bilmeden, idrak etmeden ayrılamam. bana vurmaya başlıyor, sonra yere yığılıyor. içinde ölmemiş bir parça kalmamalı. kural bu. yoksa o uğursuzluk beni takip eder. bir sigara daha yakıyorum.karşımdaki parçalara ayrılmalı, her parçası sevdikleri trarafından, samimi olmayan içi boş taziyelerle yenip bitirilecek hale gelmeli.
 
on sekizimden bu yana bu işi yapıyorum ben: insanların yakınlarına söyleyemedikleri şeyleri söylemek için para alıyorum. babam sağolsun. annenin bedduasını sütü karşılarmış, babanınki deler geçermiş. iflah olmadık sonra. hiç bir yerde kartvizitim yok. olması da mantıksız. onlarla konuştuktan sonraki hayatlarında beni öldürmek isteyen insanların beni bulması iç açıcı değil. zaten iş açıcı değil, tuz biber olmasın bir de.

sıkça gökyüzü defini yapılan yerlerde ve zamanlarda, akbabalar cesedin tümünü bitirmeyip geride kemik dışında kalıntı bırakabiliyormuş. inanışa göre böyle bir durumda, yırtıcıların geride vücut parçası bırakması uğursuz bir alamet olarak sayılırmış. işte ben, üniversiteye gideceğim vakit babamla tartıştığım zaman da böyle bir şey oldu, gidersen beni ölmüş say dedi, cekedimi alıp çıktım. onda bana ait olan parça ölememiş, kanından canındanım çünkü.

aldığım paraya değmez.

Reply to this post

Yorum Gönder