sincanlıydı... ve ezan okunuyordu.


sincan'lıydı.. ve yağmur çiseliyordu..

hayat bir çam yaprağı gibi yerlere dökülüyordu. bi' dakika dedi, çamın yaprağı olmaz, diken gibi onun şeyleri dedi. sonra hayat bir çam dikeni gibi batar bi' tarafınıza dedi. yoluna devam etti. tespit bulması gerekiyordu. çok acil hem de. okuyucular vefasızlardı, onu hemen unutmaya başlamışlardı. 500t'ye bindi tespit için. hava o kadar sıcak ve otobüsün içi o kadar doluydu ki, tespit yapmak yerine hayatta kalmayı tercih etti ve iki durak sonra otobüsten indi.

haftasonuydu, çay ocağına oturdu ve etrafı sinsice izlemeye başladı. boynu tutulunca vazgeçti. daha rahat bir oturma biçimine geçerek yemişim tespitini, adam olsunlar tanıtım yazalım diye düşündü. aralara ufak espriler yerleştirse, övgü dolu mesajlar alsa. ama hepsi hayaldi, ne anlarlardı bunlar tanırımdan, genelkültürden, hiç gereksiz bir hareket olacağını düşündü ve birden kendine geldi, ama çay bardağını düşürdü. çaycı ona ters ters bakmadı, aksine müşfik hareketlerle yeni bir çay getirdi.

sincanlıydı... ve ezan okunuyordu.


Reply to this post

Yorum Gönder