Şebnem, senden olan krizimi evrenselleştirmek istiyorum.




Şebnem, vanilyalı dondurmam, ayağının bastığı yerler korumaya alınmalı.
Çok seversen sürekli baştan başlarsın. Sürekli baştan alıyorum sayende.
Şebnem, insan yirmi üç yıl yaşayınca, dünyanın yirmi üç saniyelik olduğunu anlıyor. Sen  kilometrelerce uzaktasın, fotografına baktıkça günah işliyor gibiyim.
Anlamları yitirdim, her duyduğum, her gördüğümü süzüp seni duyuyor, seni görüyorum.
Ayaklarım titriyor, gözlerim bulanıklaşıyor seni görünce. Senin bembeyaz dişlerini, o gülüşünü divan şairleri anlatsın, bana bir defa bakınca grogi oluyorum, ayakta zor duruyorum.
Şu anda Plain White T's den Hey There Delilah'ı dinliyorum. Plak şirketleri olmasaydı seesimizi elektronik kafeslere hapsetmek zorunda kalmazdık. Kitaplar bana dinle küçük adam diye sesleniyorlar.
Şebnem, yüzümde patlayan her tokattan sonra seni görüyorum.
Şebnem, bir çizgideki noktalar kadar seni seviyorum.
Şebnem, yüzünü melekler dünyaya indirmiş.
Şebnem, sen iste tüm gülleri elimle koparayım. seni sevmek için ellerime ihtiyacım yok.
Şebnem sen uyu diye dua ediyorum, uyanıkken başka birini düşünmeni kabullenemiyorum.
Şebnem, yüz dakikalık film çekip bir sene konuşuyoruz ama daim olan sevgimizin sürekliliği.
Şebnem, daha iyisini istemiyorum. Daha uzun cümleler kuruyorum. Ben, keyfim, kahyası, dahi anlamına gelip ayrı yazılmayan de'ler ve dâhi ahali bendeki bu hâli nicedir merak etmekteler.
Şebnem, meraka mahal olmadığını ve halimizden memnun olduğumu ne kadar anlatmaya çalışsam da getirip iki tane kocaman gözünü gözlerimin hizasına koydular. hafakanlar bastı, harfler uçuştu, banliyöler vaktinde geldi, belediyeler çalıştı ve karnımın üzerindeki aslan hareketlendi sonra.
Şebnem, sensiz harcanan her vakur gündoğumunu hor gördüm.
Şebnem, ben senin kalbindeki şiddetle uzlaşmak istiyorum, maskenin arkasındaki yarayı görmek, geçmişinden gelen iblisleri defetmek istiyorum.
Şebnem, sigarayı bırakayım diyorum, annem alkış tutuyor, dayım yola çıkıyor, kaplumbağalarım bahçenin bir köşesinde güneşleniyor, dedemin evi yıkılıyor, halam aşırı derecede kilo alıyor, kardeşim depresyona giriyor, saksısı değiştirilen bitki bile tepki koyup ölüyor, on iki senelik kesintisiz eğitim geliyor, dünyanın bir yerlerinde fırtınalar kopuyor, tsunamler kıyılara vurmak için gün sayıyor, menteş murat yeni romanını yazıyor, mehmet ali birand "eee"lerine devam ediyor, profesyonel öğrencilik yolunda emin adımlarla ilerliyor, bir dişim çekiliyor, kimisi akbilinin boş olduğunu farkedip yüzünü buruşturuyor, che'nin çantasından yeni yeni kitaplar çıkıyor, ben seni sevmeye devam edeyim diyorum.

Şebnem, senden olan krizimi evrenselleştirmek istiyorum.

Mektubuma son verirken tüm yüzlerinden öpüyorum.

Reply to this post

Yorum Gönder