ey büt-i nev eda




yok abi yok. o kadını ikna edebileceğin bir cümle yok. emin ol yok, bakma o kadar kitaplara, okuma şiirleri, izleme o filmleri.

anasını sattığımın dünyasında bu sevme işleri kadar hasbel kader yürüyen, allah yüzüne bakmazsa olmayacak iş yok. uyusun diye dua ediyorum, ya başkasını düşünüyorsa uyanıkken diyorum. bilmesine rağmen süründürüyor beni. sonu da bu şarkı gibi oluyor, ekşimsi bir tat bırakan güzel bir tatlı. her şey şarkılardaki kadar güzel, dizilerdeki kadar keskin, kitaplardaki kadar sakin olmuyor. olmayınca da nefret ettiğin o sosyal hayatın içinde, saçma sapan kurallarla yaşarken buluyorsun kendini.

sen ne kadar açılırsan o kadar batıyor gibi hissediyorsun ya, attığın her adım onulmaz çukurlar açıyor ya kişiliğinde, durduramıyorsun kendini. ilgin olmadığında senden uzaklaşana yapabileceğin bir şey yok. bir şarkı yok mesela onu geri döndürecek, ya da bir söz yok onu sana inandıracak. olsa bile başkaları için geçerli sözler senin ağzında eğreti durur. farketmezsin.

böyle sevginin ızdırabı da çekilmiyor. sen böylesin işte, hemen çark ediyorsun diyor ya. kendini anlatamadığına mı yanacaksın, öfkene mi kızacaksın, sessizliğe mi gömüleceksin, sigara mı yakacaksın, sesini mi kıscaksın, bağırıp çağırıp sakinleşip geri adım mı atacaksın? ne yaparsan yap kendine kızıyorsun bre. yetmez ama evet seviyesinde süründürülen ilişki öldürür adamı. anlatmayacaksın kendini, açığını buldu mu basmaya acımıyor insanlar.

kitapsız bir yazarım ya, hep ondan oluyor bunlar. uzaktan sevin hacılar, böylesi daha makbul. en azından ilginiz sömürülmez, iliğiniz yerinde durur.

aranağmesine bir, yâr'ına iki.

14.08.2012 02:59

Reply to this post

Yorum Gönder