ceset yoksa cinayet kadın yoksa dert yok

geçen gün kendimle konuşurken annem bana " aşığım diyip duruyosun, sen kendine 5 dk dayanamazsın" dedi, doğru dayanamam. hele ki kale direği gibi kaba sözlerle karşı karşıya kalmak mı? çünkü o zaman sadece onları "dışardaki" halleriyle tanımış olduğumdan öyle olur. sorguya alınıyor olsam benim ona "beni neden sevmiyorsun, sessizim diye mi?" sorusunu duymam, içimi cız ettirmez, bilmem yunusun yakarışını, asla söylemezler bana mekanın aşkını ya da nereden öğrenebilirim ki mezartaşları dibinde hatıra fotografı çektirip gülümseyenleri? bunlardır tüm o "tip" leri, "klişe" leri "karakter"leştiren, onları sevmemizi sağlayan; komplekslerimizden, görüntüye tapmamızdan kaynaklanmaz. bu kişi sevilir, gözleri hakkında sayfalarca yazı yazılır, çünkü hepimiz onlarla aşağı yukarı aynı damlardan düşmüşüzdür, halden anlarız. oturup konuşsak halimizden anlayacaklarını düşünürüz.

albayım ortada bırakılır,
akbabaların da böyle bir deri bir kemik kalmasında da kesin bir kadın parmağı vardır.

üzerimizde pis oyunlar oynanıyor albayım,

ceset yoksa cinayet, kadın yoksa dert yok. 

1 comment

@cannezorisim | 29 Mayıs 2013 00:43

kısık ateşte çaydanlık yanana dek ölümsüzsün. su koymayı bırakmadığın sürece çünkü, biten çayın geri gelmediğine inanmadın hiç.

Yorum Gönder