Ægroto dum anima est, spes est. (Erasmus, Adages, 2.4.12)

1 Ekim 2011 Cumartesi

an çeşitlemeleri #3

10/01/2011 12:03:00 ÖÖ Posted by mistrafantastic No comments
nasıl olduğunu bilemezsiniz.

onca şeyin gökten boşanırcasına yağan yağmur gibi geldiği, pencerenizin camında çalan gerilim davullarının rüzgarla bir olup suskunluğunuzu yırttığı anlar vardır, bağırmak için boş bir odaya ihtiyaç duyarsanız, stresin felci getirdiği anlar vardır.


mavi duvarlarda fırtınada çalkanan bir gemi görürsün, kulakların işlevini yitirir, gözbebeklerin genişleyip kara bir çukur haline gelir. dalgınlığın dalgalarla buluştuğu anlar vardır.

her şeye ve herkese bakıp kafanı öne eip yürümeye çalıştığın, etrafındakilerin etkisiyle güler gibi yaptığın ve sadece televizyonlarda gördüğün bir şey için üzülmeye yeltenip ellerini yüzüne kapattığın, bir genellemeye girmek için çırpındığın anlar vardır.

olmak istediğin adamla olduğun kişi arasında uçurum olduğunu farkedip kendini anlamaya çalıştığın, sonunda sigarayı ters yakıp lanet okuduğun anlar vardır.

bir insanın sadece gözleri güzel olduğu için haklı olduğu anlar vardır.

yaşadığın ama birden fazla defalar izlesen de ilkinden çok daha fazla birşeyi anlamayacağını düşündüğün, senaryosuz, zamanın sondan başa doğru ilerlediği anlar vardır.

hayatı boyunca tek bir rüya gören, ama onun bile kabusa dönüşmesine engel olamayan bir adam olduğunu hissettiğin anlar vardır.

ortada şölen vardır ve belki benzerinin bir daha görülmesi mümkün değildir. harikadır,  şaşırtan ve düşündüren ayrıntılarla doludur. bu kadar yersiz ve zamansız açılan bir boşluğun arasından mutlaka onu kavrama çalışmaları gereksizdir. hangi an mantık çerçevesinde, o kendini bile tanımıyorken, belki alışkanlıklardan ya da alıştırıldıklarından. bulandırıcılar, karıştırıcılar var. en basitinden saatler sürmüş gibi gelen. her şey olası ve her şey olağan dışıdır bir rüyada.

26 Eylül 2011 Pazartesi

Varış duyurusu

9/26/2011 12:00:00 ÖÖ Posted by mistrafantastic No comments




 I.


soğuk gözlü kız gidiyor
o sadece son bir melodi
bana söylenen,
boşluğu yeniden keşfeder gibi
.

ben seni en çok
zorla götürüldüğüm yerlerde özlüyorum
birçok komik şey gibi, acıklı.

II.

hamle yapmak için çok bekliyorum
beklentinin altında eziliyor,
karaya oturmuş hissediyorum
bütün umudumu yele vererek.

 işte bir çocuk görüyorum
güneşi sapanla vurmaya çalışan
aslan çizemediği için kedi çizen
bir yerden başlayıp
gecenin karanlığını görmeden uyuyakalan.

yön duygumu sele verdim
yetmiş birinci kez duruyorum aynı yerde
bir yerlerde insanlar ölülerin arasında yatıp
ölümden kurtuluyor
bense dağılmamak için dikenli telle sardım kendimi.

III.

sen hareketlenince her şey aniden olur;
okulun yolu, dolu banliyöler
sigara yakınca gelen otobüsler
daha fazla insan kokusu,
önüne bakarak yürüyen insanlar
çöp karıştıran kediler,
kulaklarını kapatmadıkça rüzgar.