Ægroto dum anima est, spes est. (Erasmus, Adages, 2.4.12)

25 Nisan 2011 Pazartesi

sorumluluk kabulü

4/25/2011 05:13:00 ÖS Posted by mistrafantastic , No comments
Bu blog, yüklü miktarda yazı içermektedir. kötü yazılar, zaman geçtikçe sizin de göreceğiniz üzere şahısta yararlı veya kaliteli sözler bulamayacağınız anlamına gelmemektedir. 


Yine de bu kişi, burada bulunan içeriklerin kesinliğini garanti etmez. Girilen herhangi bir yazının içeriği, yakın bir zaman önce, ilgili maddenin konusuna karşıt görüşe sahip şahıslarca değiştirilmiş, zarar verilmiş olabilir. (bana ulaşamazsanız polisi arayın.) 


Kişinin kendi hayatından da etkilenmeler olacağı için, kişinin kendisini tanımadan yapacağınız yorumlar da isabetsiz olacaktır. (spoilerdan daha şık durdu, anladınız siz.)


Yazılar telif haklarıyla korunmadığı için, yapıcağınız alıntılar ve uyarlamalar için contact sayfasından bana ulaşmak, sizin insaniyetinize ve insafınıza kalmıştır. (bak, kırıldı kolum kanadım feat tarkan)


Bu blogun oluşumu ve gelişiminde eser miktarda kahve ve sigara etkisi olup, yazar bağımlılıklarını asla inkar etmez. aksi belirtilmedikçe öykülerde bahsedilen kişiler ve kurumlar kurgusaldır. hepsinin yanaklarından öperim. 


her yazımı burada yayınlamadığımdan mütevellit, izedebiyatta, nadiren tumblr'da, ve çokça twitter'da(bağımlılık haline geldi), kırkıncıkapıda bulunduğumu ve blogun içeriğini buralardan oluştuğunu ekleyeyim. 

- abi bacağını yiyorlar! - yemesinler mi?

4/25/2011 12:31:00 ÖÖ Posted by mistrafantastic , No comments


verdiğimiz kadar alamadığımızda duyduğumuz duygu. yenen ve kusulan.

bir, iki, üç.

sus ve dinle. bu şarkı sana yazılmadı. sadece nehir kıyılarını öpüyorum.

* * *

görünmez olmayı istiyorum. tam tersini isteyenler de oldukça fazla. hiç bir süper güç bu kadar çatışma yaratamadı. bazılarının korkusu, bazılarının canı gönüdlen istediği. köpekler ve yarasalar dışarıya çıktığında onlar dinlenmeli. görünmez olup görmeliyim.

çıktım ve yürüdüm. insanlar görünmez oldular. kendi istekleri dışında. kendilerinin dışında. umursamadan. taktıkları kravatlarla, mesken tuttukları merdiven dipleriyle. farklılık her şeyleri. ezberler bozulduğunda ses yükselir gibi olur. sonra ayarlanır, kulaklık diye bir şey var. sadece siz duyun, insanlar sadece kendi sesleri yükseldiğinde mutlu olurlar zira.

heyecanlanamamızı, heyecanlı başlıklar atıp, fos haberlerini süsleyen gazetecilere borçluyuz. bir sonraki şaşkınlığı ıskalamamız bundan. ama inan, ben gerçeğim. biraz uzansan. bir de ay gibi gel gitli ruh hallerimiz, bir saniye öncesine kadar dolup taşan duygular, bir saniye sonrasında yok olurlar. çünkü biz mükemmel bir testi değiliz, sızdırıyoruz. ilerledikçe azalıyoruz ve ayak izlerimiz kayboluyor.

bahsetmememin sebebi duruşumun soğukluğu üzerine alınma. acıyı katlanabilir kılıyorsam, mutluluğu da testiye doldurmasını bilirim. avucunu aç, misketlerimi sana vereceğim.