Ægroto dum anima est, spes est. (Erasmus, Adages, 2.4.12)

2 Eylül 2012 Pazar

beni harcayacaklar matmazel

9/02/2012 10:43:00 ÖS Posted by mistrafantastic 3 comments

Bugünün hızlı dünyasında, ne yazık ki tefekküre yer yok. Bir mahkûmun iyiye kullanabileceği bolca vakti oluyor. Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gideceği en iyi yer, üniversiteden sonra hapishanedir.
Malcolm X

başımı öne eğip yürümeye devam etmek en iyisi galiba. baharın onlar yüzünden geldiğini sanan insanlar var. geldi sonbahar kına yakın.

depresifliğimi mazur görün, yalnızlık başa vurunca böyle oluyor. yazdığım her şey beynimde birkaç hücreyi öldürüyor. bu işe başladığımda amacım hiçbir şey söylemeyen, insanları bağlamayan şık yazılar yazıp köşeme çekilmekti. olmadı. çünkü ellerimi değdiğim her şeye ciddiyet katmak babamdan geçen bir özellik. konu yine bana geldi.

kimse özgür değil. insanlar farkında değiller. devletin kuralına uyduğunda vatandaş olabiliyorsun [Demokrasi, duymak istediğinizi sandığınız şeyi size söylemelerinin ardından diktatörlerinizi seçmenizden ibarettir. - alan coren ], patronun fikirlerine uyduğunda gazetede köşen oluyor ve dahi en çok özgürlükten bahsedenler suistimalin tillahını yapıyorlar. alkışlar, fırtınalar koparken hashtaglerle adam kurtarma çabalarımız takdire şayan. "bakın susmadım ben!" demek için yazmak, tepki göstermek mantıksız. susan kadar akıllısını göremedik henüz. kendi kapısının önünü temizleye çalışan herkes, dönüp kendi evlerine bakmalılar biraz.

" Surat asmak hakkımız diyoruz ama bunu eleştiri hakkını elimizde tutabilmek için söylüyoruz." [ismet özel]

yüz dakikalık film çekip bir sene konuşuyoruz ama daim olan sevgimizin sürekliliği. [ müslüm baba tandansı yakaladım] "can sıkıntımızdan dolayı sevdiğimiz" şeylerden vazgeçip, yalnız olmayı alışkanlık haline getirmişiz. eskiden ağzına geleni söyleyen ve prim yapmaya çalışan adamlara mal/gerizekalı/ölü taklidi yapın şeklinde yaklaşılırken, şimdi en ufak hassasiyetlerinde el üstünde tutma gibi gureba davranışlar ortaya çıktı.

sürekli "tüm insanları seviyorum lan"la başlayıp, "hepiniz ölseniz gitseniz, tek başıma geberip gitsem ne olur"a geliyorum, sonra sigarayı bırakayım diyorum, annem alkış tutuyor, dayım yola çıkıyor, kaplumbağalarım bahçenin bir köşesinde güneşleniyor, dedemin evi yıkılıyor, halan aşırı derecede kilo alıyor, kardeşim depresyona giriyor, saksısı değiştirilen bitki bile tepki koyup ölüyor, on iki senelik kesintisiz eğitim geliyor, dünyanın bir yerlerinde fırtınalar kopuyor, tsunamler kıyılara vurmak için gün sayıyor, menteş murat yeni romanını yazıyor, mehmet ali birand "eee"lerine devam ediyor, profesyonel öğrencilik yolunda emin adımlarla ilerliyor, bir dişim çekiliyor, kimisi akbilinin boş olduğunu farkedip yüzünü buruşturuyor, che'nin çantasından yeni yeni kitaplar çıkıyor.

mektubuma son verirken, hasretle tüm yüzlerinizden öpüyorum.

2 Ağustos 2012 Perşembe

herşeyi geride bırakıp bilecike yerleşmek

8/02/2012 11:13:00 ÖS Posted by mistrafantastic 1 comment


konyalıydı ve herkes teravih kılıyordu.

rügarsız havada içilen çay harareti almak şöyle dursun, daha da hararetlendirir insanı. gereksiz yere heyecanlanır, daha da gereksiz yere hayaller kurarsın. kurduğun hayalleri gerçekleştirme gücün yoksa gülerler insanlar. yoksa seyyar satıcının plaza hayali bu kadar dalga konusu olmazdı. her hayalinin güzel olduğuna inanmak, siyasilere özgü bir kişilik bozukluğudur.

herşey geride bırakılmaz. başkalarının alışkanlıklarına ses etmeyecekleri yerlere gitmek istersin. problemlerini de beraberinde taşırsın, hiç bir şey değişmez. alışmadığın tepkiler, önyargılarını besler. trinidad&tobago'ya yerleşsen bile, yüzüne gülenin arkandan seni çekiştirdiğini düşünmek sana ait bir kalitesizliktir çünkü. kutuplardaki o ışıklı gökyüzü manyetizmanın eseridir, ama her yerde bunu söyleyemezsin. insanlar bilmediklerine bağlanıp, bildiklerine bahane üretirler.

herşeyi geride bırakmak, uzaklaşıp gitmek bir yerlere bağlı olmayan, ritimsiz insanlara mahsus bir şıklıktır. onların üzerinde güzel durur. durmadıkları için bırakıp giderler, gidecekleri günü düşünüp köşelerinde hülyalı bakmazlar. sen çaycının seni tanıdğı için şekersiz getirdiği çayın üzerine düşünmezsin. bunun üzerine düşünsen bile cebindeki para seni azami babanın evine götürür. başladığı yere geri dönmek sadece bumerangların cv'lerine gururla yazdığı bir şeydir.

sokaktan birini çevirip, "bayım, siz çok iyi bir insansınız." diyeceğim. dayak yemezsem haber ederim. ben alıştım sessizce kayıp giden insanlara. mideme taş oturtanlara müteşekkirim, azla yetinmeyi öğrettiler. bir başkası hayatı boyunca iyi olduğunu söyleyecek birini bekleyecek, kafası yukarda gezecek. bu hayal bana özgü bir iyimserliktir.
 
konyalıydı ve herkes teravih kııyordu.